Kayıtlar

Netflix etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

"Gel sen ne çektiğimi bir de bana sor.."

Resim
           EROL EVGİN konserinde ağlamak! Yıl 2021, günlerden 6 Ağustos, saatler 21.30 u gösteriyor. Şehir İstanbul, olay yeri Harbiye Açık Hava Tiyatrosu. Morale ihtiyacın var, düşünme, git Erol Evgin konserine. Şarkılar bizi söyler, şarkılar ilaçtır, şimdi daha çok ihtiyacın var şarkılara diyor iç sesim. İç sesim bu sıralar bana çok şey söylüyor! Sessiz, sakin bekliyor seyirci, her zamanki gibi değil tiyatro, tuhaf bir hüzün var havada. Seyirci az mı çok mu, belli değil. Hani kalabalık gibi gözüküyor, ama değil. Bir boş bir dolu koltuklardan mı öyle gözüküyor? Hayatımız da tıpkı o koltuklar gibi bir dolu bir boş! Kimse yanındakiyle konuşmuyor, insanlar boş gözlerle sahneye bakıyor, yıllardır seyirciyi büyüleyen şatafat kalmamış sanki Harbiye Açık Hava Tiyatrosunda. Barkovizyonda dönen digital roman okumaları kimsenin ilgisini çekmiyor, bir an önce Erol Evgin'in sahneye çıkması bekleniyor. Islak mendillerle koltuklar siliniyor, keskin bir kolonya kokusu du...

"Bir insan seçilemeyeceğini bile bile niye aday olur?"

Resim
                                                                             N A S İ P S E  A D A Y I Z   " Aday adaylarımızdan, kıymetlimizzz Kemal Günerrrrr" anonsunu duyduğu an, a z tedirgin, çok güvenli, epey pişman, kırık dökük sahneye çıkar Dr. Kemal Güner Bey. Masalara dağıtılmış naylon tabaklardaki bayat kurabiyeleri, limonataya benzeyen, özünde oralet olan içecekle yutmaya çalışan ahali onu dinliyormuş gibi yapar, Kemal Bey de konuşuyormuş gibi yapar. Nice adaylıkların açıklanıp unutulduğu düğün salonunda her şey mış gibi yapılır, adaylık açıklanır, aday adayı olan o an kendini seçilmiş hisseder. Bütün prodüksiyon bu yanılsama uğruna heba olur! Masa altında cilalanan kadehler mideye inerken gözler kayar, ortalık buğulanır, bıyıklılar masada ilk gözüne kestirdiği kadı...

" Benim masum oğlumu okullara sığdıramadınız, parklara, evlere sığdıramadınız, şu koca dünyanıza sığdıramadınız."

Resim
                                                                                                     F A T M A...              Fatma "görünmez kadın". Aramızda dolaşıyor, iz bırakmıyor; yanımızda, önümüzde, berimizde, gerimizde, hayalet gibi geziniyor. "kız Fatma" dediğimiz an ses veriyor, sesini duyunca bakıyoruz, bakıp da görmüyoruz, gördüğümüzü sanıyoruz, önemsemiyoruz.  Fatma, yaşamakla ölmek arasında bir sınır çizgisinde yerini alıyor, kılıçlarını kuşanıyor, tek tek düşürüyor, topyekün düşüyor toprağa. Güçlü dünya Fatma'nın güçsüz kollarını eziyor, altına alıyor, üzerinde tepiniyor. Her yeri yara bere içinde kalıyor, kanını tülbentiyle siliyor, yılmadan kocasını arıyor. Koca koca kocalar Fatm...