Kayıtlar

blog etiketine sahip yayınlar gösteriliyor
Resim
  "ERTEYE KALAN ARKAYA KALIR" Yazmayı erteledikçe arkada kaldım. Çok arkada, epey arkada. Düştüm, kalktım, çalıştım, yoruldum, üşendim, haydan geldim huya gittim. Hayat aktı geçti. Keşke, yurttan sesler kadınlar korosu gibi şen şakrak aksaydı, pek öyle olmadı. Daha çok, halay başı Mahmut Tuncer'in kliplerine benziyordu hayat; karmakarışık. Mahmut Tuncer'in Ankara türküsünü bilir misiniz? Ankara'da deniz baş roldedir, araba Çorum plakalıdır, üzerine giydiği polis üniformasında İstanbul yazar. Melih Gökçek'ten sonra Ankara'ya yapılan en büyük zulüm bu kliptir.😋 Dobarladım, karışıklığı kırışıklığı düzelttim, düzenledim. Ellerimi ovuşturdum, tırnaklarımı cilaladım, üzerimdeki miskinliği attım, yazmaya koyuldum. Seni iplemeyen, olduğu yerde beklemeyen hayatın peşinden mecbur koşacaksın. Kaçıp gitmesine izin vermeden yakalayacaksın. Hayatın acayip bir döngüsü var, elini uzatınca yakalayacağını hissediyorsun. O zaman uzat elini, yakala. Böyle blogculuk mu olur! ...
Resim
          *Miami'de Bir Gece- On Night in Miami                              Yönetmen-  Regina King  İstanbul'da Bir Gece...  Yaz... sıcak... Şikayetim yok, yazcılar sıcak sever. 😉  Blogumla karşılıklı bakışıyoruz. Uzun zamandır uğramadım yanına, hesap sorma yetkisi olsa, soracak kadar aksi bakıyor. Arka arkaya saydıracak belli, fırsat vermiyorum, hemen sohbete başlıyorum. Konu çok canım blogcum, sanat sepete odaklanınca yazmaya değer bir iş izleyene kadar bekliyorum. Nihayet beni heyecanlandıran bir film izledim, hemen çöktüm başına. Dur panikleme, çöküyorum derken lafın gelişi, yerin sağlam, kayyum ataması yapmıyorum, niyetim iyi, tozunu silkelemeye, sayfayı şenlendirmeye geldim.  Filmin adı; "Miami'de Bir Gece" Dört ikon karakter, kendileriyle hiç örtüşmeyen, ne işleri var burada dedirten, silik, sönük bir otel odasında buluşur. Bir hayli renkli, sinemaskop, ş...

" Erkek fikrini söylediğinde "bir erkek" oluyor, kadın fikrini söylediğinde "kahpe" oluyor! " Bette Davis

Resim
 BLOG NEREDEN ÇIKTI? Sadece fikrimi söylemek için blog açtım.  Pandemide zaman geçmek bilmiyordu, yapacak işler giderek azalmıştı, bu sene bahçe kazacak, çapa yapacak, domates biber ekecek gücü bulamamıştım, odaklanma sorunu yaşadığım için az kitap okuyordum, tiyatro hayatımdan çıkmıştı, o zaman ne yapacaktım ben? Ben de yazarım,  e durduğun hata, başla o zaman komutuyla kendi kendimi motive ettim ve yazmaya başladım. Yazdıklarımı başkaları da okumalı mı, tabii ki okumalı, niçin okumasın? Ne yazmalıydım, bir süre buna cevap aradım. Sanat sepet işleri benden sorulurdu, işsiz güçsüz oturuyordum, dizi, film, oyun seyrediyordum, az da olsa kitap okuyordum, okuduklarımı, izlediklerimi eşle dostla paylaşıyordum, sosyal medya hesaplarımda tanıtıyordum. Bir sayfam olsa, orada paylaşsam fikirlerimi. Fena fikir değil, hem kalıcı, senden sonra da bakılır, kim olduğun hatırlanır. Derken konu buralara geldi, ortaya bu blog çıktı. Dahiyane bir fikir değildi belki ama işe yarar gözüküyo...